Kut’ül Amare, I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin Çanakkale’den sonra kazandığı en büyük zaferdir. Türk ordusunun büyük bir irade ile Britanya’nın 2 kolordusunu dize getirerek generalleriyle birlikte esir aldığı bir muharebedir. İşte Osmanlı ordusunun unutturulan Kut zaferinin hikâyesi:

Irak Cephesi

Irak Cephesi, İngilizlerin petrol sahalarını ele geçirmek ve Hindistan ticaretinin güvenliğini sağlamak amacıyla açıldı. Nihai hedefleri Bağdat’a ve petrol bölgelerine hâkim olmaktı. İngilizler, Çanakkale Savaşı’nda yaşadıkları hezimeti ve Araplar üzerinde oluşturduğu olumsuz etkiyi Bağdat’ı alarak hafifleteceğini düşünüyordu. 15 Ekim 1914’te Bahreyn’i, 23 Kasım 1914’te Basra’yı ve 9 Aralık’ ta Kurna’yı işgal ettiler.

Bu gelişmeler olurken Süleyman Askeri Bey Ocak 1915’te Irak ve Havalisi Genel kumandanı tayin edildi. Osmanlı birliklerinin sayıca az olduğu bölgelerde aşiretlerin desteğini sağlayarak İngilizleri durdurmayı amaçladı. Süleyman Askeri Bey, aşiretlerden topladığı kuvvetlerle Kurna’ya yürüyerek İngilizleri durdurmayı başardı. Ardından Basra ve Şuayyibe bölgesindeki Britanya birliklerine 13-14 Nisan tarihlerinde taarruza geçti. İngilizlerin yoğun top atışları sonucu başarısız olundu. Muharebedeki başarısızlığa derinden üzülen Süleyman Askeri Bey 14 Nisan 1915’te canına kıydı. 20 Nisan 1915 tarihinde Irak ve Havalisi Genel Kumandanlığına Albay Nurettin Bey atandı.

Selman-ı Pak ve Kut’ül Amare

İngilizlerin Bağdat’ı ele geçirebilmesi için öncelikle Kut’ül Amare’yi alması gerekiyordu. Albay Nurettin Bey, taktik gereği Osmanlı birliklerini Selman-ı Pak’a çekti. Böylece Britanya kuvvetleri 29 Eylül 1915’te Kut’ül Amare’yi ele geçirdi. Selman-ı Pak, Osmanlı Devleti’nin Bağdat’ı elde tutmak için son savunma noktasıydı. General Townshend komutasındaki İngilizler, 23-25 Kasım 1915 tarihlerinde Selman-ı Pak’taki Osmanlı birliklerine saldırdı. Albay Nurettin Bey’in başarılı bir savunma hattı ve Osmanlı askerlerinin kahramanca mücadelesi sayesinde İngilizler başarısız oldu. Geri çekilmek zorunda kalan İngilizler, kendilerini güç bela Kut’ül Amare kalesine attılar.

Albay Nurettin Bey, 8 Aralık tarihinde Kut’u kuşattı. 10 Ocak 1915 tarihinde Goltz Paşa tarafından Albay Nurettin Bey görevden alınarak yerine Albay Halil Bey getirildi. Albay Halil Bey, Nurettin Paşa’nın planlarını aynen uyguladı. İngilizler, 8 Ocak’ta kuşatmayı yarmak için taarruza geçtiler fakat başarılı olamadılar.

Ayrıca Kut’u kurtarmak için Korgeneral Aylmer komutasında bir ordu Basra’dan yola çıkmıştı. Ancak Townsend’i kurtarma denemeleri her seferinde başarısız oldu. İngilizler bu muharebelerde çok sayıda asker ve cephane kaybettiler. Ellerindeki erzağa ve cephaneye güvenen General Townshend, başlarda kuşatmayı hafife aldı. Fakat kuşatma aylarca uzadı. Erzak sıkıntısı ciddi boyutlara ulaştı. Askerler hastalıktan kırılmaya başlamış ve kayıplar artmıştı. Karadan ve nehirden erzak ulaştırılmaya çalışıldıysa da başarısız olundu. İngilizler son çare olarak havadan uçaklarla erzak indirmeye başladı. Bırakılan erzaklar yeterli gelmedi. Ayrıca bazı uçakların attığı ikmal malzemeleri Türk hatlarına düştü.

General Townshend büyük bir hata yaparak, şehirdeki 6000 Arabı dışarı çıkarmadı. Hem bunları beslemek zorunda kaldı hem de bunlar Türklere casusluk yaptı. Diğer yandan Townshend’in birliği içinde bulunan Hintli müslüman askerler, din kardeşleri olan Türklere karşı savaşmak istemedikleri için disiplin sorunlarına, firarlara ve isyanlara sebep olmuştur.

İngilizler Teslim Olmak Zorunda Kaldı

İngilizler, kuşatmayı bitiremeyeceklerini anlayarak müzakere istediler. Yüzbaşı Aubrey Herbert ve Yüzbaşı Lawrence’ta müzakerelere katıldı. General Townshend,  1 milyon sterlin ve ellerindeki tüm mühimmat karşılığında serbest bırakılarak Hindistan’a gitmelerine izin verilmesini istedi. Halil Paşa, para teklifi dâhil İngilizlerin taleplerini derhal reddetti. Bunun üzerine İngilizler para miktarını 2 milyon sterline çıkardı. Halil Paşa cevabında Osmanlı Devleti’nin para ve silaha ihtiyacı olmadığını belirterek İngilizlerin teklifini yeniden reddetti ve teslim olmamaları halinde taarruza geçeceğini bildirdi. Kendi şartlarının kabul edilmemesi halinde bütün silahları ve cephaneyi imha edeceğini söyleyen Townshend, 29 Nisan 1916’da tüm silahları ve cephaneyi imha ederek teslim oldu.

O Zamana Kadar Teslim Olmuş En Büyük İngiliz Kuvveti

General Townshend’in teslim olan tümeni, 1781’de Yorktown ile 1942’de Singapur’da teslim olan İngiliz kraliyet kuvvetleri arasındaki zamanda teslim olmuş en büyük kuvvetti. Teslim olan 13.309 askerin 2.864’ü İngiliz, 7.192’si Hint ve 3.248’i muharip olmayan askerlerdi. Ayrıca İngilizler Kut’taki 13 bin askerini kurtarmaya çalışırken 22 bin kayıp verdi. Osmanlı tarafının kaybı ise 15 bin civarında şehit ve yaralıydı.

İngilizler Çanakkale Savaşı’ndan sonra bir kez daha hüsrana uğramış oldu. Britanya ordusu büyük itibar kaybetmiş oldu. Britanya kamuoyunda büyük bir tepki yarattı. Bunun Britanya devlet adamlarında yarattığı hiddet Mondros Ateşkesinde ve devamında görülmüştür. İngiliz tarihçi James Morris Kut’ül Amare yenilgisi hakkında “İngiliz askeri tarihinin en küçük düşürücü teslimiyeti” demiştir.

Peki, Bu Zafer Nasıl Unutuldu?

Halil Paşa zaferden sonra ordusuna yazdığı mektupta: “Bugüne Kut Bayramı namını veriyorum.” demiştir. Silahlı Kuvvetlerimiz 1946 yılına kadar ordu içerisinde bu olayı “Kut Bayramı” olarak kutlamıştır. II. Dünya Savaşı’nda İngilizlerle yakınlaşmamız ve savaş sonrası Sovyet tehdidi sebebiyle İngiliz desteğine ihtiyaç duyulmasından dolayı yavaş yavaş gündemden çıkarılmıştır. Ardından 1952 yılında NATO’ya girişimizden itibaren unutulmuştur. Bazı kesimler tarafından İngilizlerin, NATO’ya katılmamızın ardından artık kutlanmaması yönünde baskı yaptığı söylenmektedir. Diğer taraftan Demokrat Parti hükümeti tarafından İngilizlerle dostluk geliştirme bahanesiyle kaldırıldığı söylenmektedir.

Diğer yandan bu harbin kahramanlarından biri Halil Paşa, Enver Paşa’nın amcası olduğu için, Nureddin ve Ali İhsan Paşalar ise cumhuriyet devrinde iktidar ile ters düştüğü için yakın tarih hafızasından silinmiştir. Halil Paşa, Soyadı Kanunu sonrası Kut soyadını da alacaktır.

Sonuç Olarak…

Kut’ül Amâre Zaferi, İngilizlerin Bağdat’a girişini geciktirmiş, Irak-İran Cephesi’ndeki muharebeleri ve İngiliz planlarını bozmuştur. Ne yazık ki 11 Mart 1917’de General Maude yönetimindeki Britanya orduları Bağdat’a girmiş ve Halil Paşa’nın komutasındaki Osmanlı askerleri Bağdat’ı boşaltmıştır. Sonrasında olanlar zaten malum.

 


 

Yararlanılan Kaynaklar:
– Prof. Dr. İlber Ortaylı, Kut’ül Amare Zaferi, Harp Akademileri Sempozyumu Konuşması
– Prof. Dr. İlber Ortaylı, Kûtu’l Amâre Zaferi, Hürriyet Web Sitesi, 23 Nisan 2016
– Dr. Sezai Dumlupınar, Unutturulan Zafer Kûtu’l Amâre, Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi, Nisan 2016
– Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Kûtu’l Amâre mi? Çanakkale mi?, Kişisel Web Sitesi, 25 Nisan 2016
– Murat Bardakçı, Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Prof. Dr. Nurhan Atasoy, Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran, Kut’ül Ammare Zaferi, Tarihin Arka Odası TV Programı, Habertürk TV, 9 Mayıs 2015
– Emre Gül, Unutulmuş bir zafer: Kut-ül Amare, Dünya Bülteni Web Sitesi, 20 Aralık 2017
– Prof. Dr. Edward J. Erickson, Zafere Giden Yol Adım Adım Kut-ül Amare, Derin Tarih Dergisi, Nisan 2016

tarihdersleri.org
Leave a reply

Bir Cevap Yazın